geleneksel mardin evleri

Geleneksel Mardin Evleri

Mardin Suriçi’nde çoğunlukta olan yapılar geleneksel evlerdir. Evler organik özellikteki sokaklar arasındaki parseller üzerinde yer alır. Evler, arazinin eğimli yapısına da uygun olarak teraslar biçiminde, çok katlı inşa edilmiştir.

Bu çok katlılık, parsel eğimine bağlı olarak iki, üç, dört nadiren daha fazla olabilmiştir. Çok katlı Mardin evi, çoğu kez tek inşa sürecinde gerçekleşmemiştir. Bu, endüstri öncesi yerleşmelere özgü, sosyal ve ekonomik yapının yansıması olan belli mekânların tekrar edilerek evin büyütülmesi olgusudur. Kapalı, yarı açık ve açık mekânlar, odalar, eyvan, revak, teras ve avlular zaman içinde gerektikçe, birbirlerine bitişerek, geleneksel evin bugünkü bitmiş tasarımını gerçekleştirmişlerdir. Yeni mekan gereksinimi ataerkil aile yapısı kaynaklıdır. Anne, baba, büyükanne, büyük baba (Babanın ebeveynleri), bekar kız çocukları, erkek çocuklar ve onların aileleri, ataerkil ailenin temel unsurlarıdır. Aile büyüdükçe, özellikle evlenen erkek çocuklar oldukça mekan gereksinimi ortaya çıkmış, arazi müsait ise aynıkatta ekler yapılmış, yoksa bir üst kat inşa edilmiştir. Mardin’de geleneksel evlerin birçoğu bu süreçten geçmiştir. Ancak geç dönemlerde tek inşa sürecinde yapılmış çok katlı geleneksel ev örneklerine de rastlanır, Bu bağlamda geleneksel Mardin evinin avlulu bir giriş katı ve üzerinde sürekli geriye çekilerek teraslar oluşturan diğer katlardan ibaret olduğu söylenebilir.

Evlerle sokaklar arasında kalın, yüksek taş duvarlar bulunur. Eve giriş sadece zemin kattan yapılmaz. Diğer katların da mümkün olduğunca ve gerektikçe sokakla bağlantısı kurulmuştur. Özgün kullanımda, avlulu giriş katında, mutfak, depo, ahır (At ve deve için), hela gibi hacimler yer almaktadır. Zemin kat; yemek yapma, çamaşır yıkama, mevsimlik yiyeceklerin hazırlanması, yiyeceklerin depolanması, varsa hayvanların bakımı gibi günlük işlerin yapıldığı bir yerdir. Bazı önemli feodal ailelerde “Selamlık” da giriş katında yer alabilmektedir. Selamlığın hemen bitişiğinde yer alan “Kahve Ocağı” misafirlere ikram edilen “mırra”nın pişirildiği servis mekanıdır. Üst katlarda yine odalardan ve servis mekanları yer alır.

Geleneksel ev, “Hücre” olarak adlandırılan odalar, başodalar, kiler, revak, eyvan gibi hacimlerden oluşur. Hücre; ana, baba ve çocuklardan oluşan bir çekirdek ailenin kalabileceği biçimde donatılmıştır. “Ard-ıl beyt”de pabuçlar çıkarılır, “sikke” adlı basamakla asıl mekana geçilir. Duvarlarda; terekler, lambalıklar, bazen bir Meryem ikonasının bazen bir Kuran-1 Kerim’in bulunduğu takalar, yüklükler yer alır. Benzer biçimdeki baş odalarda genellikle misafir ağırlanır.

Yarı açık mekanlar olarak eyvan ve revaklar, odalar arasında ya da önünde yer alırlar. Bu yarı açık mekanlar, kapalı mekanlar arası dolaşımı sağladıkları gibi yazların uzun ve sıcak olduğu şehirde sığınma mekanları da olmuştur. Geleneksel Mardin evi mimarisi anıtsal ölçektedir. Plan tipolojisi, Orta Doğu’nun eski kültürel katmanlarına referans verir.

Bölgenin egemen yapım malzemesi ve tekniği, geleneksel evlerin tasarımındaki özgünlüğü belirleyen temel unsurdur. Kuzeydoğu Anadolu’da ahşap hatıllı taş, Doğu Karadeniz’de ahşap iskeletli, Ege ve Akdeniz’de taş, Orta Anadolu’da kerpiç ve geniş yapılanma alanı olan hımış gibi, bazılarının kökeni eski çağlara kadar giden malzeme ve yapım sistemleri, ev geleneğini belirlemişlerdir. Anıtsal yapılarda ise, farklı örneklerin bulunmasına rağmen, özellikle, Selçuklulardan itibaren daha çok taş egemen yapım malzemesidir. Mardin’de ise gerek anıtsal yapılarda, gerekse evlerde, taş ve teknolojisi yapım geleneğinin temelini oluşturmuştur. Bölgede çok sayıda ocağı olan sarı kalker taşı yapı üretimine önemli ölçüde egemen olmuş, ahşaba, zorunlu kullanımların dışında yer verilmemiştir. Taş malzeme, süslemeden, taşıyıcılığa her nitelikteki yapı elemanını belirlemiştir.

Bütün elemanlarda taşa bağlı olarak gelişen biçimlenme, plandan, kesite, cepheye ve bunların sahip oldukları ögelere dek yansımıştır. Böylece Anadolu’nun diğer bölgelerindeki uygulamalar ile benzerlikler gösteren durumlarda bile Mardin evi farklı algılara neden olabilmektedir.

Zaman zaman, etnik ve dini özellik yapıların yerlerini yönlendirmişse de çoğu kez kademelenme gözetmeyen homojen denilebilecek bir dağılım ile bu yapılar şehir dokusunda yer almıştır.

Yapıların bir araya gelişlerindeki bir ayrıntı tüm imar eylemlerinin tek bir bütün gibi algılanmasına neden olur.

Bu, aynı mekânların, biçimlerin, malzeme ve teknolojinin, ayrıntıların yapılarda işlev ayırt etmeksizin uygulanmasıdır. Başka bir deyişle bir Mardin fotoğrafında geleneksel evlerle anıtsal yapılar, kilise ile cami, cami ile medrese birbirine benzer görünümdedir. Kilise çan kulesiyle, cami, varsa mihrap önü kubbesi ve minaresi ile belirginleşir. Tüm şehir, önünde algılanan sadece, yüzyıllarca aynı gücü ve sürekliliği taşıyan “Yapım Geleneği”dir.