Mardin Midyat (8)

Mardin’in Mimari Yapısı

Mardin, kadim uygarlıklara yerleşme alanı olmuş iki bölgenin, Anadolu ve Mezopotamya’nın birbiri ile buluştuğu bir coğrafyada yer alır. Şehir, tarihte Tur Abdin olarak adlandırılan bölgenin batı ucunda ve Diyarbakır – Nusaybin yolunu kontrol edebilen bir tepenin güneye bakan yamacında kurulmuştur. Kuruluşunu, Süryanilerin Sümer uygarlığına; efsanelerin Perslere ya da Romalılara bağladığı, Mardin’den söz eden ilk yazılı kaynak IV. yüzyıla aittir. Dönemin Bizanslı putperest tarihçisi Ammianus Marcellinus, notlarında, Amid (Diyarbakır) – Nisibis (Nusaybin) yolu üzerinde Maride (Mardin) ve Lorne Kaleleri arasından geçtiğini yazar.

Tarih boyunca, Mardin’i, Süryaniler; Süryânice kale ya da kaleler anlamına gelen Merdin, Merdi, Merdo, Mirdo, Merde, Marda, Mardin, Bizanslılar; Maride, Mardia, Ermeniler; Merdin, Araplar; Maridin, Osmanlılar ise Mardin olarak adlandırmıştır. Konumu ve üzerinde bulunduğu önemli yollar nedeni ile Mardin ve çevresi, gerek yerel devletler gerekse doğudan ve batıdan gelen istilacılar için cazibesini daima korumuştur.

Kale ve Suriçi

Mardin fiziki anlamda iki bölümden oluşur. Bunlardan biri Kale diğeri ise Kale’nin eteklerindeki asıl şehir, Suriçi’dir. Yaklaşık 1200 metre yükseklikte, dik kayalık zemin üzerindeki düzlükte yer alan Kale’ye güneyden ulaşılır.

Bu girişe giderek dikleşen rampa ve nihayetindeki bir merdivenle varılır.

Mevcut kayalıklara ek olarak, topoğrafyanın izin verdiği ölçüde, burçlar yapılarak savunma yetisi kuvvetlendirilmiş olan Mardin Kale’si, görkemine bağlı olarak, X. yüzyılda Al-Bâz (Şahin Kalesi), XIV. yüzyılda Kal’at al Şahba, Kal’at-ı Kuh, Karat Gurâb (Karga Kalesi) olarak anılmıştır.

Mardin’in ikinci bölümü, Kale‘nin güneye bakan yamacında kurulmuş olan Suriçi’dir. Suriçi, sivil ve dini mimarlık örneklerinin, daha çok da evlerin oluşturduğu bir dokuya sahiptir. Bu dokunun en belirgin özelliği Anadolu’daki eski yerleşmelerin birçoğunun karakteri olan organik düzendeki sokaklarıdır. Bütün yapı türlerinin şehir dokusu içindeki homojen dağılımlarına ve bir odak noktası yaratma çabalarının olmamasına uygun olarak, sokakların oluşmasında da bir kademelenme söz konusu değildir. Bir Ortaçağ şehrinin en önemli merkezi olan ticaret ilişkilerini içeren bölgede bile, ulaşım farklılaşmaz. Sokakların ne boyutlarında, ne de yönlendirilmelerinde bir önem sırası güdülmemiştir. Ancak bazı biçimlenmeler tanımlayıcı özellikler olarak ortaya çıkarlar.

Bir ya da birkaç eve hizmet veren çıkmaz sokaklar, evlere girişte yapılan sahanlıklar, bazen sokak üstlerinde, ­altta bir geçit bırakan abbaralar, ortak kullanım alanları ile özel kullanım alanları,

daha başka bir deyişle mülkiyet hakkının nerede başlayıp nerede bittiği ve yapım geleneğinin bunu nasıl değerlendirdiği hakkında önemli ipuçları verirler. Sokaklar, boyut olarak çağın ulaşım özelliklerinin, yönlendirme olarak da. arazi parselasyonun belirleyiciliğinde biçimlenmiştir. Şehir içi ulaşımda, sanayi öncesi toplumlara özgü olarak yaya ulaşımının önemli bir yer tuttuğu Mardin’de sokakların boyutları, insan ölçülerinin yanı sıra bölgede kullanılan eşek, at, deve gibi ulaşım araçlarının ölçüleri de dikkate alınarak yapılmıştır. Yörede, geniş sokaklar iskak, patika biçimindekiler ise zabok olarak adlandırılmıştır.