Mardin Midyat (3)

Taşın Adıdır MİDYAT

Matiyatu… İlk kez bu şekilde yazıldı bu kadim şehrin adı. Assurlular 3000 yıl önce Yatuların ülkesi anlamında Matiatu dediler bu şehre. ve binlerce yıl, onlarca medeniyet gelip geçti bu topraklardan, ismini değiştirmeye kıyamadılar. Sümerler, Akadlar, Assurlular, Babiller, Helenler, Romalılar,Artuklular, Osmanlılar ve ismini sayamadığımız onlarca medeniyet hep Midyat dediler ve bir taş eklediler tarihin şehrine.

Bu mezarlıklar, kilise dışında sivil halkın yaşam izlerinin son 1600 yıllık sürecinin kesintisiz takip edilebilmesini mümkün kılmıştır. Özellikle Estel, Akçakaya ve Işıklar Mahallelerinde yoğun bir şekilde karşımıza çıkan taş yapıların en erken izleri, belki de bir kaç bin yıl öncesine dayanmaktadir. Bunun temel nedeni, 4 bin yıllık bir tarihten bahsedilmesine karşın, kent merkezinde bir höyükleşmenin, yani tarihsel bir dolgunun oluşmamasıdır. Bu da, kentte var olan yapıların bin yıllardır sürekli olarak üst üste inşa edildiği ve bir çok kez aynı taşların kullanılmış olabileceği varsayımını doğurmaktadır. Bu tarihi şehrin gerçek keşifleri, belki de başta Acırlı mahallesinde bulunan Elet Mevkii olmak üzere diğer tarihi alanlarda yapılacak olan arkeolojik kazılarla gerçekleşecektir.

Mardin Midyat (1)

Midyat kadar köyleri de oldukça dikkat çekici ve görülmeye değerdir. Anıtlı köyünde bulunan Meryem Ana Kilisesi, Gülgöze ve İzbırak köylerinin eşsiz taş dokusu zamanın pasına direnmiş alanlardır. Gittiğiniz yerde kalmak isteyeceğiniz bu köyler ve Midyat’ın da içinde bulunduğu Tur Abdin, aynı zamanda Süryanilerin en kutsal saydığı bölgedir. Bölgede başlayan Hristiyanlaşma sürecinin ilk tohumlarının atıldığı Tur Abdin, Süryani kilisesinin oluşmasında kuluçka görevi görmüş gibidir. Tur Abdin olarak zikredilen alan, Süryani kaynaklarına göre, batıda Mardin, kuzeyde Hasankeyf, doğuda Cizre ve güneyde Nusaybin sınırları içinde kalan bölgenin adıdır. Hz. İsa’ya ilk iman eden bu halk, maruz kaldıkları zulümlerden kaçmak için kuzeye gelirken, M.Ö. 1.bin’de bu bölgede kent devletleri kurmuş olan soydaşlarına ve bu dağlara sığınırlar.

Mardin’in belki de kıskandığı ender yerlerden biridir Midyat… Köklü tarihini, M.Ö. 1 .binde, Assurluların kil tabletlerine yazdıkları “Matiyatu veya Matiate” ismi ile öğrenmeye başladığımız bu kent, dağlarda kendini korumuş saklı bir hazine gibidir. Süryani, Türk, Kürt ve Arap halklarından oluşan çok kimlikli toplumsal yapı; Hristiyanlık, İslamiyet ve Ezidilik gibi dinler ile hayat bulur. Osmanlı İmparatorluğuinda Tur nahiyesi olarak kayıtlara geçen Midyat, kentsel sit sınırları içinde kalan bir alandan ibaret iken, günümüzde çevreden aldığı göçlerle kısa sürede kalabalıklaşmış ve büyümüştür. Kent öncelikli olarak, çevresinde bulunan üzüm bağlarına yayılmış, daha sonra da hemen batısında bulunan Estel köyü ile birleşmiştir. Midyat’a gittiğinizde eski Midyat ve yeni Midyat tabirleri ile karşılaşmanızın temel nedeni, işte bu yayılımın sonucudur.
Midyat kent merkezinde, Mardin kent merkezine yaklaşık 70 kilometre uzaklıkta bulunan Midyat ilçesi, kültür turizminin, eşine nadir rastlanan alanlarından biridir.

Mardin Midyat (3)

Orta Çağ kent dokusunun, eşine az rastlanan örneklerinden biri olan Midyat ilçe merkezindeki sivil mimari örneklerinin, ne kadar eskiye gittiklerini belirlemek oldukça güçtür. Fakat bunun yanında, güçlü bir yazılı geleneğe sahip olan Süryani Kilisesi arşivlerinden, kent merkezinde, M.S. 4. yüzyılda yapıldığı belirtilmiş olan kilise ve manastır gibi yapıların, halen ayakta olduğunu söylemek mümkündür, 2013 yılında, şehrin kuzeydoğusunda, mülteci kampının inşaatı sırasında ortaya çıkan bir kaya mezar ve buluntuları, 4. yüzyıla tarihlenerek, bir nevi kent hayatının negatifi ortaya çıkmıştır.

Dağlarda gizli saklı inşa ettikleri manastır ve kiliseler, Roma imparatorluğunun Hristiyanlığı resmi devlet dini ilan etmesinden sonra daha büyük kamusal yapılar olarak ortaya çıkar, Bunun en güzel örneklerinden bir tanesi, daha sonar detaylı anlatacağımız Mor Gabriel Manastırıdır. Bu manastırların yoğun bulunduğu Tur Abdin Bölgesi’ndeki köylerin hemen hemen hepsinde bir kaç azizin mezarı bulunmaktadır. Bundan dolayı yılın neredeyse her ayı, bir çok köyde azizler için halk tarafından yapılan kutlama ve anmalara rastlamak mümkündür.

Tur Abdin bölgesi ve Midyat, sadece Süryani halkı için değil, Kürt olan Ezidiler için de önemlidir, Bu alana bölgede yaşayan Kürtler, Süryanice kökenli “Tur” yani “dağ” sözcüğünden türetilmiş olan “Tor Bölgesi” demektedirler. Kendilerine özgü dini bayramları ve günleri olan Ezidiler, Anadolu’nun belki de en büyük bilinmezlerinden biridir. Batizmi bayramı ve Nisan ayında kutladıkları “Çarşemba Sor ve Çarşemba reş” (Kırmızı Çarşamba ve Kara Çarşamba) bayramlarını bir çok Müslüman köyü de piknik yaparak veya şenlikler ‘düzenleyerek kutlamaktadır ki, bu belki de kültürlerin iç içe geçmişliğinin en güzel örneğidir. Nüfusları çok azalmış olsa da Midyatlı olan ve çoğunlukla Almanya’da yaşayan Ezidiler, her sene olabildiğince yaz aylarında, ata topraklarına bir kaç haftalığına gelirler.

İslamiyet’in Anadolu’ya yayılmasında kapı görevi gören bölge, aynı zamanda erken İslamiyet’in ilk fetih hareketlerine de şahit olmuştur. Hz. Ömer döneminde, İslam topraklarına dahil olan bölgede, bir çok sahabe mezarının varlığından söz etmek mümkündür. Midyat’ın Acıdı Mahallesi Elet mevkiinde bulunan Abdul Esvet ve Demıs Ebul Havl’e ait mezarlar, İslam tarihinin bölgedeki ilk izleridir. Genel çerçevede bakıldığında; Midyat’ın üç dinin de izlerini halen canlı bir şekilde yaşattığını görmek mümkündür.

Assurlular döneminde bölgede adı sıkça geçen Kaşiyari ticaret yolunun ana duraklarından biri olan Midyat, aynı zamanda önemli bir ticaret ve zanaat merkezidir. Bu zanaatlar arasında bugün kaybolmuş olan demircilik ve bakırcılığın yanı sıra, taş işçiliği ve kökleri M.Ö. 3 binlere kadar eskiye dayanan Telkari işinin halen yaşadığından söz etmek mümkündür. Çarşıyı gezerken, bir çok atölyede el emeği göz nuru yapılan bu işleri görmek ve ustalarla sohbet etmek mümkündür. Midyat çarşısında, Süryani ustaların elinde sanata dönüşen Telkari zanaati, kıl inceliğinde çekilen gümüş tellerinin, el ile işlenmesi sonucu yapılır.

Kaynak: Mardin Kültür Sanat Dergisi

Derginin tamamı için www.mardinkultursanatdergisi.com